Öfkenin olduğu yerde her zaman acı vardır.

Ne kadar da doğru söylemiş Eckhart Tolle...

"Öfkenin olduğu yerde her zaman acı vardır.


Duygusal olarak acı çektiğimizde, bu deneyim tahammül edilemeyecek kadar rahatsız edici olabilir.


Birçoğumuz hayatımız boyunca bu rahatsızlık hissinden kaçınma veya ondan kurtulma stratejileri geliştirerek hayatımızı sürdürürüz ancak bu kaçınma hali çoğu zaman onu psişelerimize daha fazla iterek daha fazla acı ve rahatsızlık yaşamamıza neden olur.


Psikolojide bastırma şu şekilde tanımlanır: "üzücü hatıraların, düşüncelerin veya duyguların bilinçli zihinden dışlanması. Genellikle cinsel veya saldırgan dürtüler veya acı verici çocukluk anıları içeren bu istenmeyen zihinsel içerikler bilinç dışına itilir.”


Bilinç dışına bir kez itildiğinde, bedenimizi ve zihnimizi etkiler ve oto-pilotta süren alışılmış davranış kalıplarımız ve kör tepkilerimizle dışa vurulurlar.


Öfke, kızgınlık, endişe, korku, keder ve diğer birçok duygu olarak tezahür edebilirler – oysa bunların tümü, içimizde hissedilenleri dinlememiz için beden ve zihnimizden gelen çağrılardır.


Öfkeye ve duygusal ıstıraba yol açan bu bastırma ve acı süreci, kendimizle olmayı ve duygularımızı hissetmeyi öğrenene kadar devam edecektir.


Bu duygusal acıyı iyileştirmenin yolu onunla kalabilmek, onun oradaki varlığını kabul etmek ve hissetmektir. Kabul edilmesi ve deneyimlenmesi için alan verilmelidir.


Zor duygularla kalabilmek. Sakin olun. İçinizde mevcut olanı Mindful bir tavırla gözlemleyin. Onu analiz etmeye, yargılamaya veya onun hakkında düşünmeye çalışmayın. Sadece gözlemleyin ve hissedin.

Ortaya çıkan her şeyi olduğu gibi hissetmeye istekli olun.


Bir duygu ortaya çıktığında, ne kadar rahatsız edici olursa olsun, bırakın orada olsun. Onunla nefes alın ve onu hissetmek için kendinize izin verin.


~Ağlaman gerektiğini hissediyorsan, ağla...

~Bağırman gerektiğini hissediyorsan, bağır...

~Gülmen gerektiğini düşünüyorsan, gül...


Bu enerjinin içinizde hareket etmesine izin verin, böylece vücudunuzda ve zihninizde sıkışıp kalmasın. İyileşmeniz ve bağışlamanız için ifade edilip bırakılmasına izin verin.


İyileşme, rahatsız edici bir süreç olabilir, ancak iyileşmekten kaçınmak, sürekli gerginlik, stres ve korku içinde yaşamamıza neden olduğu için daha da rahatsız edicidir.


Özetle duygularımızı hissetmek için kendimize izin vermeliyiz. Kendimize hissetmek için gerçekten yer açtığımızda ve kendimize sevgi ve şefkat sunduğumuzda, yaralarımızı iyileştirebilir, özgürlük ve barış içinde yaşayabiliriz.


Namaste...

Çağlar

16 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör